Bu Blogda Ara

26 Aralık 2012 Çarşamba

Acıların Kadını (9.Bölüm)

SON SÖZ

"Tanrım kötü kullarını sen affetsen ben affetmem
Bütün zalim olanları sen affetsen ben affetmem
Sen Tanrısın affedersin, bağışlarsın kulum dersin
Neler çektim sen bilirsin, sen affetsen ben affetmem"

"Sen Affetsen Ben Affetmem"
Söz:Ali Tekintüre
Müzik: Burhan Bayar
("Acıların Kadını" albümünden)


O gün “Acıların Kadını” plağının yeni baskısını satın almıştım. Her dönem taşınabilir müzik çalarımdan eksik etmediğim, hâlâ sık sık dinlediğim Bergen şarkılarını yıllar sonra tekrar plaktan dinlerken, hakkında bir yazı yazma vaktinin geldiğini düşündüm. İnternette biraz gezinip, ona dair bilmediğim ne var diye bir bakmak istedim sonra. İlk açtığım sayfada ölüm tarihi çıktı karşıma: 14 Ağustos 1989. Ne tuhaf bir tesadüftür ki, o gün takvimler 14 Ağustos 2012’yi gösteriyordu.

Spiritüel şeylere, uhrevi tesadüflere hiç inanmayan yanımla, karşı konulmaz bir biçimde inanan yanım çatıştı önce. Sonra doğal olarak mantığım değil, duygularım galip etti. Bu belki de bir işaretti. İnternette hakkında okuduğum, çoğu birbirinden kopya edilmiş sayfalar dolusu yalan yanlış bilgiyi bir kenara koyup, “Acılarının Kadını”nın gerçek hayat hikâyesini yazmam içindi bu işaret. Bu bir görev, kim bilir belki de bir borçtu benim için.


İtiraf etmeliyim ki kolay olmadı. Günlerce kütüphaneye gidip geldim, saatlerce eski gazete ve dergileri karıştırdım. Bir bulmacayı çözer gibi parçaları yerine oturtmaya çalıştım. Bu çok can yakıcı ve bir o kadar da bıçak sırtı hikâyeyi, hem en doğru şekilde, hem de ölmüş bir insanın hatırasına ve hâlâ hayatta olan yakınlarına zarar vermeden, magazin argümanları yaratmadan, yıllardır ona derin bir hayranlık besleyen hayranlarını incitmeden ve bir de hikâyenin diğer kahramanını, belki de yıllardır pişmanlığını, vicdan azabını duyduğu bu hikâyenin içinde sebebi ne olursa olsun bir insanın hayatına bilerek ve isteyerek son vermiş olduğu gerçeğini de göz ardı etmeksizin, ama tek taraflı da yargılamadan bir metin kurmak işin en zor kısmıydı.


Araştırmalarıma devam ederken Bergen’in hayatından şu veya bu şekilde geçmiş onlarca kişiyle irtibat kurmaya çalıştım. Kimine ulaştım, kimine ulaşamadım. Bazılarının özellikle konuşmaktan kaçındığına şahit oldum. Konuşabildiklerimden öğrendiklerimin bazılarını gerçekçi bulmadığım için kullanmadım. Özellikle yıllardır müzik dünyasının içindekilerin yaptıkları iş gereği yükseklerde gezen   egoları sebebiyle olsa gerek, başkalarının hayat hikâyelerinden bahsederken bile anlattıklarını nasıl kendileri üzerinden kıymetlendirdiklerine bir kez daha şahit oldum. Bu bakımdan bana en çok eski gazete ve dergilerden topladığım bilgilerin yardımcı olduğunu söyleyebilirim.


Yazıyı okuduktan sonra itiraz edenler, bazı bilgilerin doğruluğunu tartışanlar olacaktır. Bu çok doğal. Çünkü tıpkı bugünlerde olduğu gibi, o günlerde de gazete ve dergi haberlerinin yüzde yüz doğruları anlattığını iddia edemeyiz. Zaman zaman haber değeri yükselsin diye abartılmış, bire bin katılmış cümleler yazılmıştır mutlaka. Ben yazılanların yalancısı olmak durumundaydım. Yine de akla mantığa uygun gelmeyenleri zaten en başından eledim ve yazıda kullanmadım.  

Öykünün diğer kahramanının adını yazı içerisinde hiç kullanmadım. Kullandığım görsellerde de adını ve yüzünü mozaikledim. Sebebini soranlar oldu haliyle. Bunu yaparken amacım kanun önünde yargılanmış ve cezasını şu veya bu şekilde çekmiş birini, kamu vicdanında affedilmemiş olsa bile daha fazla yargılamanın, teşhir etmenin yazıyı maksadını aşan bir yerlere götürmesini istemememdi. Bu tamamen Bergen’in hikayesi olmalıydı ve öyle oldu. O kişinin aslında neler yaşadığını, neden tüm bunları yaptığını tam olarak bilmiyoruz. Yazıyı Bergen üzerine kurgulamak istediğim için işin o kısmına özellikle girmedim. Ayrıca o kişinin Bergen’den önce ve sonra yaptığı evliliklerden doğan çocuklarının ve onların çocuklarının da ömürleri boyu babalarının/dedelerinin ismini böylesi bir hikâyeyle omuzlarında taşımalarına vesile olmaya hakkımız olmadığını da düşünüyorum. 


Günler boyunca internette hakkında yazılmış hemen her yorumu, özellikle de hayranlarının onun hakkında yazdıklarını saatlerce okudum ve tabiri caizse Bergen’in hayatını didik didik ettim. Hal böyleyken ister istemez yazıda zaman zaman kendimi Bergen’in yerine koyup, onun yaşadıkları karşısında hissettiklerini kestirmeye, kelimelere dökmeye çalıştım. Yani beylik deyimiyle “empati” yaptım. Yazının bazı bölümlerini de bu varsayımlar üzerine kurdum. Buna ihtiyaç vardı zira aksi takdirde hikâyenin insani yanı eksik kalacaktı. Bir pavyon şarkıcısının yüzüne kezzap atılmasından sonra ülke çapında şöhret olmasından ve günün birinde belalısı (sevgilisi/kocası/eski kocası ne derseniz deyin) tarafından öldürülmesinden ibaret değildi yaşananlar. Öyle olsaydı, bu tek cümle yeterdi zaten. Ben bu hikâyede daha önce yazılmamış cümleleri aradım. Ne kadarını bulabildiğimin takdirini okuyanlara bırakıyorum.


Yazı daha proje aşamasındayken irtibata geçmeye başladığım Bergen hayranlarından, yazı dizisi devam ederken de büyük destek gördüm. Hepsine, ama özellikle de Garip Özdel’e teşekkür etmem gerekiyor. Garip Özdel yazı dizisinin her bölümünü yayımlanmadan önce okudu, düzeltmeler ve eklemeler yaptı. Yıllar süren bir çabayla bir araya getirdiği muhteşem Bergen arşivinden resimler, haberler ve videoları benimle paylaşarak, bu yazı dizisine büyük katkı sağladı. O olmasaydı, çok şey eksik kalacaktı.    

Aynı şekilde tüm Bergen arşivini bana açan Yaşar Plak, Kemal Kekeva’ya da teşekkür ederim. Bugün bugün Bergen albümleri piyasada bulunabiliyorsa, bunu Yaşar Plak’a borçluyuz.


Yazı dizisi başladıktan sonra Bergen’in ailesinden olumlu yorumlar, memnuniyet içeren ifadeler okumak beni mutlu etti. Onlara da teşekkür ediyorum. 

Bu yazıyla uğraştığım süre zarfında gece gündüz sürekli Bergen şarkıları dinledim, evde sürekli onun hakkında konuştuk, tartıştık. Eşim ve kızıma da gösterdikleri sabrın yanı sıra, verdikleri destek için de teşekkür borçluyum.


Bergen ne ilk ne de son. Sadece bu ülkede değil, dünyada da on binlerce, hatta belki de milyonlarca Bergen yaşadı ve öldü. Bir düşünün; Whitney Houston’ın ya da Rihanna’nın hayatında da benzer izler yok mu?.. Onları ünlü oldukları için biliyoruz. Ya hiç bilmediklerimiz?.. Mahallemizde, karşı apartmanda, ya da o kadar uzağa da gitmeyin, kapı komşumuzun evinde neler yaşandığını ne kadar biliyoruz ki? Bir insanın başka bir insanın hayatına ipotek koymaya, sebebi ne olursa olsun (aşk ya da nefret, dostluk ya da düşmanlık) hakkı var mı? Olmalı mı?.. Ya da neden bir insan kendi hayatını bir başka insanın ellerine ölümüne teslim eder? Etmeli mi?.. Bu yazı bu soru işaretlerini düşürebildiyse okuyanların zihnine, amacına ulaşmış demektir.  

Bazı hikâyeleri yazmak zordur. Bu öyle bir hikâyeydi... Ve bu satırlarla sona eriyor. Okuyan, paylaşan, yorumlarını, tenkitlerini, düşüncelerini esirgemeyen herkese teşekkürlerimle…


SON

AĞUSTOS - ARALIK 2012   

51 yorum:

  1. ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.ÇOK BAŞARILI BİR YAZIYDI.BAŞINDAN SONUNA KADAR TAKİP ETTİM.BU HİKAYE BİR FİLM OLMALI YADA POPÜLERİZMİ KORUYAN Bİ DİZİ HALİNE GELMELİ BAKIN O ZAMAN BERGEN NASIL GÜNDEME OTURACAK.

    YanıtlaSil
  2. Bir Bergen hayranı olarak,sizi tebrik etmek ve teşekkürlerimi sunabilmek için yeterli sözcükleri bulmak ta zorlanıyorum.Emeğinize,yüreğinize,kaleminize sağlık. Sonsuz sevgi ve saygılarımla..
    Berk Erkent

    YanıtlaSil
  3. Sıkı bir Bergen hayranı olarak hakkında bılmedıklerımı (1986 yılı oncesi)sayenızde öğrendim çok teşekkür ederim yukarıda da belirtildiği gibi dizi film olmalı hayatı.. Çok teşekkür ederim inanın kelimeleim yetersiz kalıyor ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM........

    YanıtlaSil
  4. Yüreğinize, emeğinize ve kaleminize sağlık!
    Her şey ve herkes adına teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  5. On yaşındaydım, gazete de başlığı gördüm. "Bergen öldü" Gözyaşlarımı tutamadım. Günlerce,haftalarca, yıllarca düşünüp ağladım! Neden bilmiyorum. Babamın iş yerinde sadece bir iki kasetini gördüğüm herhangi bir sanatçıyken, bu acı sonla, haftalarca gazetede hayatını okuduğum bir Bergenkolik oluvermiştim. Henüz kirlenmemiş yüreğimle sürekli ona dua ettim (umarım kabul olmuştur). Evet yıl 2013 değişen çook şey var ama bir şey hep aynı kaldı; Bergen... Işıklar içinde uyu Bergen.

    Ve siz; sayenizde, Bergen'le ilgili bildiğim, bilmediğim bir çok gerçeği detaylı bir halde bana sunan siz ve sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır...
    Kaleminize ve emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Emir bey gibi ben de Bergen'i küçük yaşlarda tanıdım.Kendimi şanslı hissediyorum çünkü kendisini İzmir fuarında ekici över gazinosunda izleme fırsatını elde etmiştim.Ne diyelim,ruhu şad olsun.Yavuz bey çalışmaınızı soluksuz okudum.Emeğinize sağlık.Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Bergeni hiç görmesemde ( yaşım itibari ile ) şarkılarının hayranıyım. Bu yazı için size ne kadar teşekkür etsek az. Bergen hakkında bilinmeyenleri en doğru şekilde anlattıgınız için minnattarım size. Emeğinize,yüreğinize sağlık çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  8. Harika olmuş, hepsini başından sonuna kadar okudum... Muhteşem, bu yazıyı her Bergen sever okumalı. Kapalı kapılar ardında kalan pek çok gerçek de ortaya çıkmış. Elinize, emeğinize sağlık. Çok teşekkürler. Sizi bu yazı çalışması için destekleyenlere de gönülden teşekkürler..

    YanıtlaSil
  9. Müthiş bir yazı olmuş. Okurken tüylerim diken diken oldu. Bir yandan o katile isyan ediyorum. Kşm hakeder ki hayatının baharında ömrünün kendisinden çalınmasını. Adaletin bu mu dünya!!! Bergen seni çok seviyorum. Asla unutulmayacaksın. Nur içinde yat güzel sesli güzel yüzlü güzel kalpli insan.

    YanıtlaSil
  10. gerçekten çok etkilendimm bazı satırları okurken gözyaşlarımı tutamadım:(

    YanıtlaSil
  11. ÇOK YAZIK OLMUŞ...

    YanıtlaSil
  12. Merhaba ,
    Öncelikle emeğinize çok teşekkür ederim bir bergen hayranı olarak yazdıklarınızı okumak bana çok iyi geldi... ama edindiğim bilgiler doğrultusunda
    V. H. Sarılmışer'in bergen'in öz oğlu oldugu yönünde bilgiler ögrendim yazınızda yer almıyor doğrumudur ?... ayrıca göksel diye bir şöfer sevgilisi, evlendigi ve ailevi sebebler yüzünden boşandıgı biri var bu bilgi dogrumudur ? ve size destek olan Garip özdel kimdir acaba bu konuda beni aydınlatabilirmisiniz ?

    aydogmus.adem@hotmail.com
    .....
    iyi çalışmalar dilerim

    YanıtlaSil
  13. Guzel insan nur icindeyatsin!

    YanıtlaSil
  14. Öncelikle tebrik ederim. Etkili, kapsamlı, objektif bir yazı olmuş. Hollywood'un "Black Dahlia"sı Türkiye'de Bergen'dir ama maalesef Türk Sineması bunu değerlendirmeyi bilmemiştir. Yazı dizinizde adı bu kadar geçmesine rağmen Bergen'in annesinin ne şartlarda yaşadığı ve ne zaman öldüğüyle ilgili bir bilgi yok. Basın Bergen'in annesine ulaşmaya çalışmamış mı bunca olaydan sonra merak ettim. 90'lı yıllara ait bir röportaj yok mu mesela? "Aşk Ölümden Soğuktur" diye bir film çekiliyor ama filmin galasına Bergen'in ailesinden kimse davet edilmiyor ya da katılmıyor anladığım kadarıyla. Yıl olmuş 2013.. Kadına yönelik bu kadar şiddet vakası yaşanıyor ama bir döneme şarkıları kadar maruz kaldığı şiddetle de simge olmuş Bergen hala gündeme getirilmiyor. Burda Bergen'in hayattaki kardeşlerine ve akrabalarına iş düşüyor. Eğer gerçekten Bergen'in yaşatılmasını istiyorlarsa medyayı kullanmalılar. Bergen hakkında hala doğru dürüst bir sinema filmi yok. Senaristlere kaynak olabilmesi için aile röportaj vermeli. Hatta Bergen için bunu görev bilmeliler. Tehdit alıyorlarsa bunu da açıklamalılar. Yoksa yalan yanlış yazılar çıkmaya devam edecek..

    YanıtlaSil
  15. Mail adresinizi yazarsanız, sizi özel olarak cevaplamak isterim. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hacikgoz70@hotmail.com
      beni de bilgilendirir misiniz? Teşekküür ederim....

      Sil
    2. bu konuda bende çok meraklandım, zira ismi geçen kişi v.h sarılmışer ile birkaç kere mesajlaştık ve onun anlattığı hikaye tamamen farklı, zaten kendisi sanırım vefat etmiş, konu hakkında benide bilgilendirebilirseniz gerçekten minnettar kalırım, yazınız bugüne kadar kaleme alınmış en başarılı en akıcı yazı, yazı içinde ayrıca teşekkürler. burakyuksel06@gmail.com

      Sil
  16. YAVUZ BEY yukarıdaki yorumlarda bir arkadaşın dediği gibi bergenin gerçekten bir oğlu var mıdır.Bunun hakkında bir bilginiz var mı acaba.Ben bergeni akbelen mezarlığında ziyaret edecek kadar çok seviyorum.Eğer yaşasaydı mutlaka dinlemeye giderdim.Ayrıca kayserili olmam ve bergenin burdan çıkışta yolda öldürülmesi olarak kayseri kolluklarını belki saçma gelecek ama hep suçladım.Bergeni devlet olarak koruyamadılar kanımca.Mail adresim maydogmus@partekspaper.com..Lütfen cevap yazarsanız seviniirm.

    YanıtlaSil
  17. Sayfanızı tesadüfen gördüm. saat gecenin 2 si öyle dalmışım okurken.Ellerinize ve emeğinize sağlık.Bu bilgilerle bir belgesel veya film çekilir inşallah.

    YanıtlaSil
  18. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  19. Öncelikle çok tşk ediyorum böle bi hayatı bu şekilde araştırıp böle güzel doğru kaynaklardan bulup yazdığınız için..belkide BERGENİN en büyük hayranı hala benim diyebilirim..belkide yaşadığımız aynı hayat bilmiyorum..ama BERGENİ ÇOK SEVİYORUM..Bende onun gibi fakir büyümüş sonra gazinolarda solistlik yapmış ve bir elektro bağlamacıya ölesiye aşık olmuş onun her kahrını zulmünü kıskançlık dayaklarını yaşamışım..Ama ben çok şükür 6 sene evvel hem solistliği o alemi bıraktım hemde o insandan kurtuldum..Ve ne gariptirki beni dinlemeye gelenler olsun gazino sahipleri olsun herkes sesimi RAHMETLİ BERGENE çok benzetirlerdi ve hep onun şarkılarını okurdum çoğunlukla..o alemden ve o insandan kurtulsamda Acılar bırakmıyo malesef,daha 1 hafta evvel babamdan öldüresiye dayak yedim evden ayrılıp abimde kaldım..Ondan 2 hafta önce erkek kardeşimden dayak yedim,30 yaşına gelmiş ama hala şiddet görüyosak bu bi kadının ruhunu benliğini eriyip bitiriyo bunu ancak yaşayan bilir..kimileri sadece okur ve vah vah yazık olmuş der geçer :)Herşeye rağmen yinede hayata umutla bakmaya çalışıyorum...BERGEN gibi benim gibi bi çok kadın vardır bilmiyorum.Tek temennim artık bayanlar sebep ne olursa olsun dayağa şiddete maruz kalmasınlar..Bitsin artık bu insanlık dışı davranışlar...Şunuda eklim şuan şu dakka BERGENİ öldüren adamı görsem hiç acımazdım ciddiyim.Böle sadist insanların Allah belasını versin...( CANIM BERGENİM SENİ HALA ÇOK SEVİYORUM BENDE 30 YAŞINDAYIM VE SENİN ÇEKTİĞİN ACILARI ÇEKİYORUM,SANKİ HAYATIMIZ AYNI,SENİN YÜZÜN BENİM ELİM YÜREĞİM KALBİM YANIK UMARIM SONUM SENİN GİBİ BİTMEZ.....ALLAH MEKANINI CENNET ETSİN HUZUR İÇİNDE UYU İNŞALLAH. AMİN )Yavuz bey gerçekten emeğinize sağlık elinize kolunuza sağlık çok tşk ederim..Başarılarınızın devamını dilerim..

    YanıtlaSil
  20. Yavuz bey gerçekten çok harika bir çalışma yapmışsınız. bu yazıdan herkesin çıkaracağı dersler var. okurken gözyaşlarıma hakim olamadım.

    YanıtlaSil
  21. ellerinize ve yüreginize saglık, çok acı dolu bir hayat hikayesi.. böyle bir yazıyı kaleme alarak belkide kadınların ne kadar güçlü oldugunu, ne kadar güçlü sevebileceğini ve ne kadar kötü, olumsuz ve zorlu şartlar altında hayata evliliklerine tutunduğunu bir kez daha gündeme getirerek, duyarllık örnegi göstermişsiniz bir kadın olarak kendi adıma teşekkür ederim......

    YanıtlaSil
  22. çok iyi araştırmış ve bunu kaleme dökmüşsünüz.okuduğum en iyi araştırma yazılarından diyebilirim.Bergen'in hayatı gerek şarkıları gerek de acı hayatı yüzünden dikkatimi çekmişti.ve tesadüfen sizin blogunu bularak da merakımı yeterince giderdim.Bergen'in hayatı genç bi kız olarak eminim bana da yol göstericektir.sadece teşekkür etmek istemiştim.en az acıyla yaşıcağımız güzel bi hayat dileğiylee :)

    YanıtlaSil
  23. Katil olan kocasının isim ve soyisminin ilanı için hukuki bir engel olmasa gerek. Cinayet gibi bir adli konunun kesin hükmünden sonra zanlı sıfatından "hükümlü, katil" sıfatını alan bir kişi için kamuoyunun bilgisine sunulacak bu biyografi niteliğindeki yazıda hayatını mahveden kocasının isminin zikredilmesi gerekirdi. Bunun için bir sakınca yoktu kanımca. Eğer siz de bir mani ya da sakınca görmüyorsanız, bence bu ismi (zaten araştıranlar bu kişiyi bilirler) yazıp, paylaşmanız gerekirdi diye düşünüyorum. Yazınız ve emeğiniz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  24. GENÇLİK VE PARASIZ GÜNLERİMİN KRALBERGENİN ACISI BENDE ÇOK BÜYÜK İZ BIRAKTI.1988 VE 90 İÇESİ OLAN RAHMETLİ YILLARI ARASINDA ADANA LUNAPARKTAKİ KONSERİNDE CANLI GÖRDÜĞÜM VE DİNLEDİĞİM BERGENİ MAALESEF BIÇAKLANIP O BEYAZ ELBİSESİNİN KANLI BİR ŞEKİLDE ELDE TAŞINIP TAKSİYE BİNDİRİLİŞİNE ŞAHİT OLMUŞTUM..BERGENİN YÜZ İFADESİNE BAKTIĞIMDA =SANKİ ALLAHIM NEDİR BENİM GÜNAHIM,YİNE SEYİRCİLERE MAHCUP OLDUM=DER GİBİYDİ KESİNLİKLE ACI TEBESÜMÜ YOKTU,,ALLAH RAHMET EYLESİN.. SEVGİLİ KARDEŞİM SANADA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM BÖYLE BİR GİRİŞİMDE BULUNDUĞUN İÇİN..YENGEYE VE ÇOCUKLARA AYRICA TEŞEKKÜR EDİYORUM SANA DESTEK VERDİKLERİ İÇİN .İNANIN BÜYÜK SEVABA GİRDİNİZ..RAHMETLİ BERGENDE SİZLERİ İZLİYORDUR...SAYGILARIMLA .(mahsun ÖZTEP ADANA)

    YanıtlaSil
  25. kezzaptan sonra başka biri beğenmez diye mi kendini kocasına adadı?

    YanıtlaSil
  26. Normalde tipik bir okuyucuyum pek yorum yazmak huyum değildir ama bu yazı dizisini okuyan birinin en azından yorum yapmamasını tarihe atılan bir imza olan bu diziye hakaret olduğunu düşünürüm.Çocukluğumun esrarengiz kraliçesini artık daha yakın tanıyorum.Burkuldum, uzun zamandır olmayan şey, gözlerim dolarak okudum bazı yerlerde.Yüreğinize sevginize sağlık.Böyle hayranlıklar malesef artık yok ve sizlere teşekkürü borç bilirim Yavuz bey. Bu kadıncağıza yaşamayı fazla görenlerli de Yüce Allah'ın takdirine havale ediyorum.Hesap gününde elbet görüşecekler. Nur içinde yat Sevgili BERGEN .

    YanıtlaSil
  27. Bu akşam tesadüf sonucu Bergen'i dinledim ve yaşamını merak ettim. Hakkında bildiğim tek şey yüzüne kezzap atılmasıydı. Araştırırken yazınızı gördüm. Emek verip hazırlamışsınız. Hakkında aradığım bilgiye kavuşmuş oldum. Bundan sonra Bergen'i daha farklı dinleyeceğim...Mekanı cennet olsun..

    YanıtlaSil
  28. gerçekten ciddi emek verilmiş defalarca kutluyorum! hikayenin zorlu olması ,kaleme alan için ne büyük kaos! yanısıra yaşayan birinin hikayesini kaleme almak ne kadar sorumluluk ister!?ve ne kadar zor ve yorucu olur !? kaldıki bu iki misli zor! çünkü okuyup ama burda böyle bişey olmadı! diyebilecek birinin hüzünlü hikayesi değil bu ! bunların hepsi bir araya geldiğinde tekrar hem cesareti hem günler aylr belki daha fazla bir zamanda emek emek üstelik maddi anlamda bir karşılığı asla olamayacak ve önümüzdeki yıllara ve nesillere kalacak bu çalışmayı kazandırdığı için değerli emekçi, gazeteci yazar Yavuz bey 'e, okuyan yorum bırakmayan herkes adına bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.emeğinize yüreğinize sağlık.kaleminiz hiç susmasın . ve tabi Bergen ' i rahmetle anıyor ve ışıklarda olsun diyorum..

    YanıtlaSil
  29. ellerinize sağlık mükemmel bir yazı olmuş. kendisinin tüdanya ile kırgınlığına yer verilmiş fakat bu kırgınlığın sona erdiğine pek değinilmemiş. bununla ilgili bir fotoda vardı sanırım. seni sevmeyen ölsün şarkısını birlikte seslendirmişlerdi. bununla ilgili bir foto onur sitesinde olması lazım. tekrar teşekkürler.:)

    YanıtlaSil
  30. ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  31. Bergen'in albümleriyle geçti çocukluğum, ölüm haberini okuduğumda da 10 yaşındaydım ve bir yakınımı kaybetmişcesine üzüldüm, çok ağladım. Bir kez sahnede görmek isterdim. Çocuk aklımla ve yüreğimle bile kabullenememiştim ölümünü, acılarını. Bergen tüm hayatını, tüm çilesini bize şarkılarıyla anlatmaya çalışmış efsane bir ses.
    Sezen Aksu'nun da dediği gibi gerçekten kezzap bile çirkinleştirememiş.
    Ama bi kabullenemediğim kısım da neden cenazesi böylesine bomboş, halbuki yakından tanıdığımız bir çok ünlü ses ile aynı sahneleri paylaşmış. Yapayalnız gitmiş.Umarım gittiği yerde rahattır, Allah rahmet eylesin...


    Yüreğinize, kaleminize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  32. rahmetli Bergen, vefat ettiği sene 1989 ben 3 yaşında bir çocukmuşum. İnanırmısınız 5 yaşında arabesk müziği dinlemeye başladım. Şuan yaşım 29 hala dinlerim ve beni arabeskten kimse uzaklaştıramaz. Bu yazıyı araştırmayı yapan yavuz Bey'e emeklerine saygı ve selam gönderiyorum. Bizim şu Türk insanının sevdiği o güzel arabesk orkestrası çalgıcılar kemanlar enstrümanlar vs. bilirsiniz, ne yazıkki o kalite bugün bitti yok müziği öldürdüler bergeni öldürdükleri gibi. Allah bergeni öldüren o şerefsizi affetmesin. Şarkılarını hala dinlerim gerçekten kaliteli sanatçı. Ferdi Tayfur-OrhanGencebay-Müslüm Gürses-Bergen-Atilla Kaya- Cengiz Kurtoğlu vs. Bunları herzaman dinleyeceğim saygılarımla

    YanıtlaSil
  33. Bergenin ne şarkılarını ne sesini ne yüzünü ne hikayesini bildirdim.. Bu geceye kadar ,benim hayatımta sadece ismen hafızamda kalmış olan biriydi Bergen.. Bu geceden sonra kendime çok benzetiğim herşeye rağmen ayakta durmayı başaran güçlü bir kadın.. ''Bırakın gitsin'' şarkısını birden Bergen'den dinlerken buldum kendimi. Önce Google dan kendisini merak ettim bir resimden yola çıkarak da Hikayesiyle karşılaştım.. Sesi kulağımda iç burkan o güzel yorumuyla soluksuz okudum Hikayesini.. Mekanı Cennet olsun Nur içinde yattsın.. Yavuz bey elinize kolunuza kaleminize emeğinize ve yüreğinize sağlık..

    YanıtlaSil
  34. Çok teşekkür ediyoruz bu yazı için.. Aklıma takılan bişey var.. Bende bir Mersinli olarak burada konuşulan bir konuydu bu.. Katil, Bergenin ölümünden sonra da mezarında rahat bırakmayacağım dediği için Bergen'in mezarı demir kafeslerle kapatılmıştı diye biliyordum.. Bunun doğruluğu nedir ? orkun.bir@hotmail.com

    YanıtlaSil
  35. aslında hayatımda hiç bir dönem arabesk müzik dinlemedim desem yalan olmaz... yani özellikle radyoda, kasetten ya da cdden kendi irademle dinlemedim... ama bergen ismi çocukluğumdan kulağıma çalınmış, acıların kadınıyla ben affetmem şarkıları belki üzerinden 25 sene geçmesine rağmen nerede dinlediysem hafızamda kalmış... önce şöyle bir bakayım dediğim yazı dizinizi sabahın 4üne kadar okumuş buldum kendimi... çok anlamlı birşeyler yazmış olmak için değil, ama emeğiniz için bir teşekkür niyetiyle bırakıyorum bu yorumu...
    ve... ışıklar içinde yat bergen...

    YanıtlaSil
  36. kesınlıkle dızısı olmalı böyle bır hayatın.

    YanıtlaSil
  37. Gerçekten büyük emek verilmiş bir yazı. Teşekkürler bizlerle paylaştığınız için.

    YanıtlaSil
  38. Öncelikle yazı diziniz büyük bir özveri ve titizlik örneği... Sizi tebrik ederim. Hikayeye gelince, acımasız dünyanın zavallı bir figüranı olmuş Bergen. Savaşmış hem kendi iç dünyasıyla hem zalim ve acımasız dünyayla. Takıldığım ve hayretler içinde kaldığım bir husus böylesine zamanının en meşhur sanatçılarından birinin cenazesinin nasıl bu denli boş kalabilmesi. Hem de böylesine zalimce katledilen bir insanın... İnanın şu an olmuş olsaydı bu cinayet binlerce insan uğurlardı onu ebediyete. Protestolar dinmezdi. O zamanın insanına ve duyarsızlığına da yazıklar olsun diyorum. Sanatçıyım diye geçinen, onunla bir şekilde dostluk kurmuş olan vefasız sanatçılara da yazıklar olsun.

    YanıtlaSil
  39. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  40. Çocukluğumun gizemli kadını. Bir gözü saçlarıyla kapatılmış posteri evimizin bir duvarında asılı dururdu. Sonra öldürüldü dediler. O zamanlar medya bu kadar gelişmemişti. Ve bir soru işaretleri vardı. Hep kulaktan dolma bilgiler vardı elimizde. Ta ki bu bloga kadar. Yavuz Hakan Beye ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu blogu okuduktan sonra Bergen sanki dün öldürülmüş gibi çok üzüldüm ve ağladım. Bu blogtan sonra Bergen benim hayatımı kapladı desem yalan olmaz. Günün her saati Bergeni düşünür oldum. Agustos ayının başından beri her gün Bergenle yatıp Bergenle kalkıyorum. Öyle ki 14 Agustos 1989 dan önceki günlerde neler olmuş neler yaşanmış kim ne şarkı söylemiş kim ne album yapmış kim gündemde... Ve işte bütün bunlar hakkında Bergen ne düşünmüştür nasıl dinlemiştir ne hayal etmiştir. Kendimi hep Bergenin yerine koyarak yaşamaya başladım. 14 Ağustos 1989 dan önceki günleri hissetmeye başladım. Bergen’in yaşadığı günleri… Mesela 14 ağustostan önceki günlerde/yıllarda çıkan albümlere göz gezdirdim. Müslüm Gürses’ten İbrahim Tatlıses’e ve bir çok sanatçıya baktım. Ve bu sanatçıların Bergen yaşarken çıkardıkları şarkıları dinlemeye başladım. Çünkü Bergen’de o şarkıları dinlemişti. Geçen günlerde bir sabah uyandım saat 6 civarıydı. O an Bergen geldi aklıma. İnsanlık uyurken Bergen ölüyordu. Bergen’in can verişini düşündüm. Dünya bir sabaha günaydın demeye hazırlanırken Bergen hayata elveda diyordu Halbuki o sabah belkide bir çok kişi gidip Bergen albümü almak için sabırsızlanıyordu. Kimisi Bergen’in konserine gitmek için gün sayıyordu. Belkide o sabah birileri Bergen dinliyordu. Bergen’in o an can verdiğini bilmeden….

    YanıtlaSil
  41. şöyle bir göz atıyım diye ekşi sözlükten bulduğum blogunuza girdim ve saatler oldu yeni bitirdim saatlerce okudum dinledim. çok akıcı yazmışsınız betimlemeleriniz vs. çok iyiydi çok tşkler emeğinize. Bergen Esengül sesleri gerçekten çok özel seslerinde ki o acıyı hissediyor insan.

    YanıtlaSil
  42. Yazınızı basından sonuna kadar okudum, gercekten cok emek vermişsiniz, elinize kaleminize saglık. Rahmetli için ise mekanı cennet olsundan baska soyleyebilcek pek birsey yok ne yazk ki...

    YanıtlaSil
  43. Sevgili Bergen'in güçlü ve bir o kadar güzel olan sesini 2013 yılında bir arkadaşım sayesinde duydum. Yaşım şuan 17 ve çocukluğumdan gelen Nostalji ye olan ilgimden dolayı birçok şarkısını merak ettim, merak ettikçe hayat öyküsünü okudum, araştırdım. Yazınızı, betimlemenizi, kullandığınız görsel materyaller takdir-e şayan. Aklımda olan tek bir soru var.
    Ibrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Belkıs Akkale, Kibariye, Mahmut Tuncer ve bunun gibi günümüzde sahneleri sallayan birçok ünlü, Bergen ile birlikte o efsane şarkıları seslendirmişler. Neden söz konusu olmuyor bu "acıların kadını"? Bergen denilince akranlarım tanımıyor bile. Bu bizim için büyük bir burukluk olsagerek. Size bir teşekkür borçluyum Yavuz Bey. Bergen'i, kraliçemizi sizin gibi;kalemi ve senaryosu güçlü kişiler tarafından yaşatılması gereklidir.
    Yazınızı okuduğum sürece Bergen'in bütün şarkılarını dinledim, çoğunu ezberledim. Ve şuan "Seni kalbimden kovdum" parçasını dinliyorum. Biz seni kalbimizden asla kovmayacağız güzel insan.
    Ruhun şâd olsun!

    YanıtlaSil
  44. Kaleminize saglik. Rahmetli vegat ettiginde ben 6 yasindaydim ancak hayal meyal unutmuyorum annemin teyzemlerin gunlerce aglayislarini. Umarim bir gun Esengul u de kaleminize alirsiniz zira onun hakkinda hic boyle detayli hayat hikayesini okumadim. Hepsinin mekani cennet olsun

    YanıtlaSil
  45. yılların yorgunu ölümsüz kraliçem...
    Mekanın cennet olsun gül yüzlü melek :( :(

    YanıtlaSil
  46. Sıkı bir Tüdanya hayranıyım, rahmetli Bergen'in onun hayatında ne derece önemli olduğunu biliyorum. Geçmişte çıktıkları aynı pavyon da başlayan arkadaşlıklarına medyanın bu iki müstesna ismi birbirine düşürmek için yazdıkları yazılar vs bunlara da değindiğiniz için teşekkürler. Tüdanya'nın yaşamı da acılarla dolu tıpkı bergen gibi... Hayattayken onunla da konuşsanız röportaj yapsanız ne kadar iyi olur. Bergen için hazırladığınız kitap için teşekkür ederim. Kaleminize düşüncelerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  47. Yil olmus 2018... Tüm emegi gecenlerin ve rahmetli Bergen'in hayatini netlestirmek icin caba harcadiginizi destekliyorum. O icimizde yasiyor hala. Nur icinde uyu güzel insan.

    YanıtlaSil
  48. Bir Bergen hayrani olarak sizi kutluyorum bu calismanizdan dolayi. 1971 yilindan beri yurtdisinda kaliyorum. O dönemler efsane Esengül vardi , sonra arabeskin Ugur Bayarin ve Bergen in yeni cikan parcalarini dinlerdim, ayrica Ferdi, Orhan ve Müslüm baba kacinilmazdi. Yazilarinizi Bergen ANISI olarak Kliplerde kullanacagim. Amacim Bergeni hayranlariyle ve yeni kusakla birlestirmek. Bunda katkim olursa ne mutlu bize. Saygilar sevgilerle, Dex Dextro (Nik adim )

    YanıtlaSil
  49. Şuan 19 yaşındayım ve Bergen'i tanıyalı iki yıl oldu.Fakat bende öyle bir iz bıraktı ki,onun adlandıramadığım öyle bir çekiciliği var ki;iki yıldır resmen kendisine bağımlı olarak yaşıyorum. Kitabınızı da okudum, gerçekten mükemmeldi. kadın olarak kendimden bir parça buldum. Ne yazık ki bu günleri göremedi. Nurlar içinde yatsın.

    YanıtlaSil